2 Haziran 2012 Cumartesi

Necip Fazıl Kısakürek-Kaldırımlar


KALDIRIMLAR


I


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.


Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.


İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.


Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.


Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!


Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.


Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.


Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...


II


Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.


İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.


Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...


Necip Fazıl KISAKÜREK
III


Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.


Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.


Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.


Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

Sezai KARAKOÇ- Mona Roza



Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar. 
Sezai Karakoç üniversitedeyken bir okul arkadaşına sevdalanır.. Fakat kendisini yakışıklı bulmadığı için ona bir türlü açılamaz.. 
Bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Hanım´ a arzeder..Fakat reddedilince çok üzülür.. 
Neyse okullar tatil olur..Muazzez hanım Geyve´ de yazlıkta kalmaya başlar.. 
Sezai Karakoç ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar.. 
Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisinin pencereye çıkmasını bekler.. 
Derken okul başlar Sezai evlenme teklif eder Muazzezine yine reddedilir, Muazzez sınıfın en hovarda öğrencisine aşıktır çünkü..Okul biter Muazzez hovarda delikanlı ile evlenir..Sezai karakoç 19 yaşındayken okulun kantininde yazar Mona Roza şiirini..Birgün öğrenirki o canını verecek kadar sevdiği Muazzezi mutsuz evlilik yapmış ve eşinden boşanmıştır. 
sezai karakoç katıldığı bir törende mona roza şiirini okur ve bu şiiri ilk kez orda okumuştur... 
muazze akkaya da ordadır ve bu şiirin kendine yazıldığını anlar şiir bitince salonda müthiş bir alkış tufanı kopar Sezai karakoç sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir 
ve beni hala istiyor musun der!!! 
Sezai Karakoç çok ama çok sevmesine rağmen verdiği cevap şudur 'ARTIK MONA ROZA YAZILDI' 
Bunu duyan Muazzez eve gider ve ertesi gün muazez hanımın intahar ettiği haberi duyulur.... 
o gün bugündür Sezai Karakoç evlenmemiş ve kimseyi sevmemiştir.... 
Bu sevgi kendisini İlahi AŞKA ulaştırmıştır.. 
Bende de derin izler bırakır bu şiir.Tüm sevipte kavuşamayanlar dilerim İlahi Aşka nail olurlar.. 


MONA ROZA 

Mona Roza, siyah güller, ak güller 
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Ah, senin yüzünden kana batacak 
Mona Roza siyah güller, ak güller 


Ulur aya karşı kirli çakallar 
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa 
Mona Roza, bugün bende bir hal var 
Yağmur iğri iğri düşer toprağa 
Ulur aya karşı kirli çakallar 


Açma pencereni perdeleri çek 
Mona Roza seni görmemeliyim 
Bir bakışın ölmem için yetecek 
Anla Mona Roza, ben bir deliyim 
Açma pencereni perdeleri çek... 


Zeytin ağaçları söğüt gölgesi 
Bende çıkar güneş aydınlığa 
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi 
Seni hatırlatıyor her zaman bana 
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi 


Zambaklar en ıssız yerlerde açar 
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur 
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar 
Işıksız ruhumu sallar da durur 
Zambaklar en ıssız yerlerde açar 


Ellerin ellerin ve parmakların 
Bir nar çiçeğini eziyor gibi 
Ellerinden belli olur bir kadın 
Denizin dibinde geziyor gibi 
Ellerin ellerin ve parmakların 


Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 
Saat onikidir söndü lambalar 
Uyu da turnalar girsin rüyana 
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar 
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona 


Akşamları gelir incir kuşları 
Konar bahçenin incirlerine 
Kiminin rengi ak, kimisi sarı 
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine 
Akşamları gelir incir kuşları 


Ki ben Mona Roza bulurum seni 
İncir kuşlarının bakışlarında 
Hayatla doldurur bu boş yelkeni 
O masum bakışlar su kenarında 
Ki ben Mona Roza bulurum seni 


Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 
Henüz dinlemedin benden türküler 
Benim aşkım sığmaz öyle her saza 
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler 
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza 
Muazzez AKKAYA


Artık inan bana muhacir kızı 
Dinle ve kabul et itirafımı 
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı 
Alev alev sardı her tarafımı 
Artık inan bana muhacir kızı 


Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış 
Bir gün gözlerimin ta içine bak 
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış 
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak 


Altın bilezikler o kokulu ten 
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne 
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen 
Bir tüy ki kapalı gece ve güne 
Altın bilezikler o kokulu ten 


Mona Roza siyah güller, ak güller 
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak 
Kanadı kırık kuş merhamet ister 
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! 
Mona Roza siyah güller, ak güller